Bir tüp bebek hikayesi

Bir tüp bebek hikayesi

8 yıl önceydi. Bir çocuk sahibi olmaya karar verdiğimizde Polikistik Over Sendromu yüzünden bunun çok da kolay olmayacağını biliyorduk.

Çok zor ve yıpratıcı bir süreç yaşadık. Aşılamalar, tüp bebek tedavileri, ilaçlar… Yurtdışından gelecek ilaçlara ne kadar umut bağladığımı hatırlıyorum da şimdi. İlk tüp bebek tedavisinde kanda Beta HCG 23 çıktığında ve aynı gün kanamam başladığında, bacaklarımı sımsıkı kavuşturup hiç kıpırdamamıştım. Kimyasal düşük diyorlarmış, aslında hiç olmamış. Sonraki 2 sefer de hüsranla sonuçlandı. Kırıldım, hayata karşı. Her seferinde ayrı umutla başlayan yeni tedaviler, içerde gitgide sinsi bir şüpheyi büyüterek devam etti. Bir de bu metodu deneyelim. Bir de şöyle yapalım.

Bütün bunlar olurken ellerimizi hiç bırakmadık eşimle. Yine de onun baba olmasına engel olduğumu bilmek beni daha da kahrediyordu. Üzülme demekle geçmiyordu ki üzüntü. O sıralar terkedilmiş, o da benim gibi kırgın bir köpek sahiplendik. Birbirimize iyi geldik kızımla. Aile olduk. Anne sevgisini ona verdim. Çocuğum gibiydi. Çocuğumdu.. Roka’m..

Tam da vazgeçmişken, bir arkadaşımın tavsiyesi ile başka bir doktora gittik. Çok yoğundu klinik. Yine de uzun uzun konuştu bizimle. “Kızım, önce seni bir iyileştirelim, sonra çocuğa bakarız” deyince, ne yaptık ki şimdiye kadar dedim. Tedavisi var mıydı yani? Şimdiye kadar yaptıklarımız neydi ki? Bir ameliyattan bahsetti. Over drilling. Ameliyatı yapmak için önce kilo vermeliydim. Zaten tüp bebek ilaçları, stres, insülin direnci yüzünden fırlayan kilolarımdan kurtulmam gerekiyordu. Bir kâğıda inmem gereken kiloyu yazdı ve ayrıldık oradan.

Sonrası azim. 3 ayda 13 kilo verip, doktorun karşısına çıktığımda bu sefer umut değil de başka bir değişiklik vardı bende. Kendimi iyi ve sağlıklı hissediyordum. Ameliyatı oldum. Yaklaşık 1,5 ay sonra ilk yumurta 18 mm. oldu. Doktor “Hadi çocuklar artık şansınız %20” deyince bir düşüş yaşamadık değil..

Yaklaşık 20 gün sonra hamile olduğumu öğrendim. Sonra 2 günde bir testler, acaba hala duruyor mu düşünceleri, gizli gizli gidip kan testleri yaptırmam. Şimdi oğlum 4,5 yaşında. Büyüyünce ona bu hikayeyi anlatacağım.

Doğumdan kısa süre sonra sağlığım eski haline döndü. Yine regl olmuyordum ama böyle yaşamaya alışmıştım. Bir süre sonra kardeş fikri bize cazip gelmeye başlayınca, bütün bu yıpratıcı süreci yeniden yaşamak istemediğimize karar verip, bu işi rafa kaldırdık. Hayat şakacı. Biz o kararı verirken 2,5 aylık hamileymişim. Regl olmadığım için anlayamamışız da. Şimdi kızım 1,5 yaşında. Büyüyünce ona da bu hikayeyi anlatacağım.

Demem odur ki, umutsuzluk YOK, YASAK!!!

Bütün bunları neden yazdığıma gelince..Gün geçtikçe daha sağlıksız beslenme, hayatımıza giren hızlı tüketimler, acıkınca bastığımız glikoz şurupları... Ambalajlı ürünler... Dünya daha iyiye gitmiyor. Çocuklarımıza verdiğimiz besinlere, onların tenlerine değdirdiğimiz her şeye çok dikkatli yaklaşmalıyız. Çünkü; koruyucular, plastikler, çevremizi saran ve bize zaman kazandıran çoğu şey, ileride hormon dengelerini sarsacak maddeler olabilir. Siz yaşamadıysanız, çocuğunuz da yaşamasın diye. İçinize sinmeyen hiçbir şeyi siz de tüketmeyin, çocuğunuzdan da uzak tutun.

Tüm yorumlar